Rahmetli annem Ekim ayında patatesler sökülürken dünyaya geldiğimi söylerdi. 1337 Rumi 1945 Miladi yılında doğmuşum. Aslında bu söyleyiş belirtilen tarihten 1 – 1 buçuk ay daha önce doğduğumun işaretidir. Nüfusa kaydedilişim ise ayrı bir muamma.. Konya’nın Hatıp mahallesi o zamanlar civar köylerin nahiyesi.. Bizim köye de takribi 40 veya 45 kilometre uzaklıkta. Yol yok, vasıta yok.. Babamın samimi bir arkadaşı 1947′de askere giderken babamın ricasıyla beni nüfusa kaydettirir. Adam da tahmini bir gün vererek iki yıl gecikme ile nüfusa kaydımı yaptırır. Şimdi bilinen doğumum 01 ekim 1945′tir. Ben çok fakir bir ailenin ikinci çocuğu olarak dünyaya gelmişim. Çok zayıf ve çelimsiz ama çok da zekiymişim. Çünkü üç yaşımdan sonra olmuş olan olayları bir bir hatırlıyorum.

Bu arada yaşam sürüyor.. Babam kemik veremi hastası, bizi annem besliyor.  Öküzle çift sürüyor, evde ekmek yapıyor, hasılı bin bir güçlükle bizi beslemeye çalışıyor.. Yıl 1952.. Okula başlama yılım, nüfus kağıdım elimde kendim okula gittim ve baş öğretmen A. İhsan DEMİRALAY beye okula kaydımı yaptırdım. Okullu yıllarım başladı. 1. ve 2. sınıfları köyümüzden Eğitmen Durmuş Başişçi beyde, üçüncü sınıfı Sevim Aykut hanımda okudum. Bu hanım öğretmenim sayesinde  çok seri okumaya başlamıştım. Babam hastalığından dolayı çok çeşitli hastanelerde yatıyordu. O yıl Eğirdir Kemik Hastanesi’nden gelmişti. Bir arkadaşının hediye ettiği KEREM ile ASLI kitabını bana getirmişti. Hikayesi ve şiirleri ile yazıldığından çok kalınca bir kitaptı. O kitap benim hayatımda büyük değişikliklere yol açacaktı.. Büyük bir dikkatle okuyordum, hatta çok yerlerini de ezberlemiştim. Ben kitabımı okurken babam annemi sert bir dille azarlıyordu; “Bu kitabı al bunun elinden, yarın bir gün polisin Fikret gibi başımıza dert olacak.” diyordu. Meğer daha evvel benim gibi okumaya meraklı polisin Fikret diye bir adam varmış. Bir gün ben aşık oldum deyip sabah erkenden öküze bir eyer vurmuş. Tutturmuş “Ben Halep’e gidiyorum” demiş. Köylü zor ikna etmiş, kalmasını sağlamış. Babam anneme onu ima ediyormuş. Annem yumuşak bir dille benim elimden kitabı aldı; “Haydi kuzum yat sabah yine okursun.” dedi. Hep beraber kandili üfleyip yattık ama benim gözüme uyku girmiyordu. Babamgil uyuduktan sonra kalktım, sobanın arkasına gizlendim. Kandilin ışığında, yine Aşık Kerem’i okumaya başladım. Orada sızıp kalmışım..

Bir rüya görüyorum iki ak sakallı derviş birde uşak kılığında bir adam. Üç kişi, üç binit hayvanı.. Yalnız hayvanlar dünyada hiç benzerlerini bilmediğim şeyler.. İhtiyarlar hayvanlara binmiş, uşak tipli biri hayvanı yularından çekiyordu. Beni de o boş hayvana bindirdiler yola revan olduk. Ben çok korktuğumdan hiçbir şey söylemiyordum. Onlar kendi aralarında konuşuyorlardı. Köyümüzün 5-6 km kadar uzağında suyu olmayan, ardıç ve meşe ağaçlarının bol olduğu bir yere (oğlan koyağı) geldik. Burada mola verdiler, hayvanlardan indiler. Bana bir şey isteyip istemediğimi sordular, susadım dedim. Ağaçtan oyma bir maşrapa ile dut veya vişne şurubu gibi bir şey verdiler, içtim. Haydi gidiyoruz dediler, benim de elimden tutup yerden kaldırdılar. Tam hayvana bineceğim sırada, ben annemi istiyorum, ben anneme gideceğim diye ağlamaya başladım. Uyandığımda, annem o şefkatli kollarında ağlama kuzum ağlama yavrum diye beni teselli ediyordu. Ama ben onlara bu işi hiç söylemedim. Çünkü babam kızacak diye korkuyordum. Bu olaydan sonra bende bazı değişiklikler hasıl oldu. Olaylar karşısında yaşımdan büyük şeyler yapıp söyleyebiliyordum..

1957 yılında ilkokulu birincilikle bitirdim. Fakir bir aile olduğumuz için geçimimiz zordu. Ayrıca, artık 5 kardeştik ve evde 7 kişi olduk. Yeterli aş temin edemiyorduk. Bizim oralarda ek iş ancak başkasına çobanlık yapmakla olurdu. Biz de onu seçtik ve köyümüzün sığır sürüsünü otlatmak için çobanlığa başladık. Bu arada hoca olan dedemden dini bilgilerimi ve kuran okumayı da öğrendim. Bu işleri de yüz akı ile yaptım. Annemin amcası İzmir’den köye gelmişti. Annem benim ısrarlarıma dayanamayıp beni akrabasına emanet ederek İzmir’e gönderdi..

1963 yılına kadar İzmir’de çeşitli işlerde çalışıp köydeki ailemin bütçesine katkıda bulunuyordum. 1963′ten sonra İstanbul’a ardından da Ankara’ya giderek bir hayli yer gezdim. Ailemi hiç unutmadan, bırakmadan her yıl ziyaret ettim. Onları hiç üzmedim. Bu arada fırsat buldukça şiir yazıyordum. Ama hiç birini saklama gereğini duymadım belkide önemsemedim. Nihayet 1965 yılının Kasım 24′dünde asker oldum, anne babamın elini öpüp, Manisa Birinci Piyade Er Eğitim Tugayına 2. Temel Tabur 2. bölükte asker oldum iki yıl askerlikten sonra 1967 Kıbrıs harekâtı oldu teskerelerimiz gecikti 1968 yılbaşı ve ramazan bayramı günü teskere alıp yine İzmir e geldim.

Bir iki ay gezdikten sonra DYO boya fabrikalarında çalışmaya başladım ve 1968 yılı sonunda bir akrabamızın yardımı ile İstanbul da kendime ait zeytinyağı sabun ve benzeri temizlik maddelerini seyyar olarak satıp kendime iyi bir iş edindim bu işi 17 ay yaptıktan sonra babam ve annemin Israrı üzerine köye dönüp köyümüzün mahallesi olan KUMRALLI köyünden İsmail esen in kızı ESMA ile 14 Şubat 1971 Yılında evlendim 1974 yılında köy ihtiyar heyetinin ısrarı ile köy katipliğine başladım 5- 6 senede bu görevi yürüttüm nihayet 1979 yılında Konya ya göç ettim uzun yol şoförlüğü de dahil çeşitli

işlerde çalıştıktan sonra Türkiye Elektrik kurumu T. E. K köyde çalışanları bünyesine alması ile köy devrinden bu kurumda nisan 1986 yılında şoför olarak işe başladım 30 eylül 1994 yılında bu kurumdan emekli oldum 1995 yılından bu yana çeşitli gazete ve dergilerde ramazan manileri taşlamalar ve şiirlerim yayınlanmakta 2004 yılında ramazan ay ı boyunca yerel bir gazetede eski hikayeleri şiire dönüştürerek yayınladım 1995 yılından beri yerel TV erde bilimsel kültürel aktüel ve güncel konularda konuşmacı ve şair olarak katılmaktayım 1954 yılında başlayan ozanlık aşkı bundan sonra depreşti adeta bu yolda koşarcasına itina ile eski şiirlerime yenileri ekleyerek dünya meşakkatini arkaya atarak geleceğe hizmet açısından yazmaya devam ediyorum 208 sayfalık bir şiir kitabımı GÖNÜLDEN DİLE DİLDEN KALEME adıyla çıkardım. Eğer sponsor bulursam iki üç kitap olacak kadar hikaye ve şiirlerim var halen 4 ü kız 3ü oğlan 7 çocuğum var.

Yaratılanlara karşı sevgi besliyorum. RABBİME şükrediyorum ALLAHA emanet olun diyorum.

Şair İsmail DETSELİ

09 Aralık 2004 EV