08 Şubat 2010 Pazartesi
ismail detseli
Madem dünyaya dargınsın
Mamudo kurban niye doğdun
Kader yolunda yorgunsun
(Hayat yolunda küskünsün)
Mamudo kurban niye doğdun
(Söyle yavrum niye doğdun)
Kurban gelir payın yoktur
Haftan yoktur ayın yoktur
Ankara’da dayın yoktur
Mamudo kurban niye doğdun
(Söyle yavrum niye doğdun)
Yukarıda iki, dörtlüğünü aldığım aşağıda tamamını vereceğim Mahzuni Şerif’in bu güzel şiiri ne de güzel yansıtıyor bugünkü engelli çocukların dramını. Başka yerleri bilmem de eğer Konya gibi bir şehirde şayet engelli doğmuş iseniz veya bir engelli çocuk besliyorsanız işte yandığınızın resmidir.
Her yılbaşı gelince hastanelerde yaşadığımız olayları bir dinleseniz, hani derler ya eskiler: ‘Başımıza gelen pişmiş tavuğun başına gelmemiştir’ diye. İşte bizim başımıza gelenler de pişmiş tavuğun başına inanın gelmemiştir. Böyle bir çocuk verdi diye yüce rabbimize asla isyan hakkımız olmadığı gibi çok da şükrediyoruz, bizleri bu dünyada imtihan ediyor rabbimiz diye.
Çok kere yazılarımda bunların yaşamı veya çilesi hakkında yazılar yazarım. Bu seferki de rapor için gittiğimiz bir hastanede yaşadıklarımız hakkında olacaktır. Bazı hastanelerde sağ olsunlar bu engelli çocukları muayene eden doktor kardeşlerimiz: ‘Aman bunlara sıra almayın, bu çocukların önceliği var, hemen muayeneye girin öncelik hakkından faydalanın bize bakanlık veya idarenin emri var’ derler. Bazıları ise, hastaymış engelliymiş anası ve kendisi rahatsız oluyormuş hiç umurlarında olmaz.
Belediyemiz bu çocuklara bir elkart kontenjanı ayırmış refakatli el kartı veriyor tabi bunların hastalıkları sürekli mi yoksa iyileşicimi olduğunu doktorların verdiği raporlar ile bilebilirler yetkililer. Yılsonunda yeni rapor gelmedi mi hemen kartı iptal eder ve yeni rapor beklerler kart vermek için. Bizim de iptal edildi kartımız ve çocuğumuzun gidip geldiği rehabilitasyon merkezi yetkilileri ile ocak ayının 20’sinde veya daha evvel Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne giderek Şubatın 1. günü saat 13’ten sonraya randevu aldık. Rehabilitasyon diyorum onlar da olmasa halkın bu konularda bilgisi yok, iyi ki onlar var da bu konuda yapacağımız işlerde yol gösteriyorlar. Neyse 7-8 çocuk için tarih geldi. Çocukları evlerinden velileri ile toplayıp saatinde getirdik, çocuk psikiyatri uzmanı muayene edecekmiş. İzinli dediler, büyükleri muayene eden bir doktora yönlendirildik. Psikiyatri polikliniği önünde en az iki saat kadar bekledik. Bu bekleme esnasında o engelli çocukların çektikleri eziyet bir yana, ya o cefakar annelerinin çektikleri içler acısı idi. Anne otursa oturamaz çocuk ağlar, ayakta dursa ağlar, ne yapsa ayrı bir dert insanın sabrını zorlar. Çocukların hele biri vardı ki orda şahit olduğum annenin kucağında 10-12 yaşlarında bir engelli çocuk kucakta durmuyor, yere oturamıyor. Hastalığından dolayı agresif hareketlerle bağırıyor, etrafındakilere saldırıyor. Oysa bu yavruların sevgiye şefkate, fedakar annelerinin de saygıya o kadar ihtiyaçları var ki. Evet, orada olanların hepsi hastadır, bunu hep biliyoruz ama ne var ki oturaklarda oturma konusunda büyükler de gençler de bu çocuklara ve annelerine yardımcı olmuyorlardı.
Bin bir güçlükle muayene bitti hadi bakalım, 4. kattaki bir başka doktora sevk edildik, zeka testi için dediler. Burada da durum aynı idi. Hasta çocuklar ve anneleri yine poliklinik önünde saatlerce bekliyorlar, gördüğüm kadarı ile muayene için doktora giren çıkan yok bunları da içeri alan yok. Akşama doğru içeriden çıkan bir hizmetli bayan kağıtları verin diyor, ailelerden topluyor içeri girip bir müddet sonra çıkarak Mart’ın 5’ine, 10’una randevu verip hadi güle güle diyor.
Hadi bakalım bekle 40 gün daha… Belediye elkart verecek mi, peki ne zaman? Bu hasta çocukları da evlerde durduramıyoruz. Mutlaka bir kaç saat gezmek istiyor bu yavrular. Doktorlar rapor vermez geciktirir. Elkartçılar da elkart vermez. Oysa benim bu çocuğumun ilk hastalık teşhisi konduğunda Meram Tıp Fakültesi’nde genetik analiz yapan anabilim dalı başkanı bir profesör beni bizzat yanına çağırıp ‘beyefendi bu dawm sendromu hastası olan çocuklarımız ne yazık ki tam olarak iyileşemez. Onun tıpta şimdilik başka çaresi yok. Bunu böyle kabullenmek zorundasınız’ demişti de ‘Eyvallah hocam Allah’tan gelene razıyız’ demiştik.
Sanırım bu hasta sahiplerine hep söylenmiştir bu gibi sözler. Peki, şimdi bize bu bir senelik geçici raporları veren doktorlara diyorum ki: Bunlara sürekli hasta diye rapor düzenleyemez misiniz? Çünkü belediye yetkilileri ‘bunların kartının iptal olmaması için hastalığı sürekli diye yazılmalı’ diyor. Doktorlar da rapora sürekli diye yazmıyorlar. Acaba bir ümitlerimi var bunların iyileşmeleri konusunda, yoksa o anabilim dalı başkanı mı bu işi bilmiyordu. Veyahut da buradaki doktor beyler mi daha iyi biliyorlar, ben anlamış değilim. Sizler anladıysanız bize bir akıl verin.
İşte bu yazımı yazarken çocuklar ile yaşadığım ve çok defa başımıza gelen olaylardan etkilendim ve Mahzuni Şerif’in ‘niye doğdun’ şiirini, yaşadıklarımıza uygun deyip tamamını koydum ki okuyalım durumları düşünelim diye. Saygılarımla…
Kim okuyup yazar seni
Rüzgar değse bozar seni
Ölsen kovar mezar seni
Mamudo kurban niye doğdun
(Söyle yavrum niye doğdun)
Adam olmasaydın neydin
Gelir miydin hiç bilseydin
Keşke doğmadan ölseydin
Mamudo kurban niye doğdun
(Söyle yavrum niye doğdun)
Kurban gelir payın yoktur
Haftan yoktur ayın yoktur
Ankara’da dayın yoktur
Mamudo kurban niye doğdun
(Söyle yavrum niye doğdun)
Akar yaşın şakır şakır
Tahta döşek takır takır
Ölüler senden rahattır
Mamudo kurban niye dogdun
(Söyle yavrum niye doğdun)
Kurban gelir payın yoktur
Haftan yoktur ayın yoktur
Ankara’da dayın yoktur
Mamudo kurban niye doğdun
(Söyle yavrum niye doğdun)
Mahzuni işin doğrusu
Öter zalimin (sazımın) borusu
Dayımın öksüz yavrusu
Mamudo kurban niye doğdun
(Söyle yavrum niye doğdun)
Kurban gelir payın yoktur
Haftan yoktur ayın yoktur
Ankara’da dayın yoktur
Mamudo kurban niye doğdun
(Söyle yavrum niye doğdun)
