01 Temmuz 2009 Çarşamba
Allah güzeldir, güzeli sever. Allah temizdir, temizi sever. Allah lütuf ve ikram sahibidir, lütuf ve ihsanı sever. Peygamber efendimiz Muhammed Mustafa da çok güzeldir o da güzelliği ve temizliği sever.
Bütün bunları yazarken her gün gördüğüm bir güzellikten sonra yazıyorum. Geçenlerde öğle namazı için mahallemizdeki vatandaş işbirliği ile yapılan Arıoğlu Camiine gittim “Deleğin Arifin Cami” de der halk. Namaza biraz vakit vardı, o görkemli şadırvanında abdest aldıktan sonra caminin dış yapısını seyre daldım. Zaten yapılış tarihi de yeni idi mabedin. Allah’ım bu hayırseverlerden sen razı ol, çok harika eserler. Ve yine mahallemizde İrşad Vakfı ve vatandaş işbirliği ile yapılmış olan içerisinde Kuranı Kerim okunurken her köşesinden ayrı ses veren o muhteşem Huzeyfe Camii şerifi ve daha diğerleri. Öyle bir dış görünüşe sahipler ki bu mabetlere insan huşu ile bakıp imreniyor. Tabi Konya’mızda daha eskiden yapılmış tarihi ve görkemli camilerimiz de var. Onların banilerinden de razı olsun cenabı Rabbim. Yine iç güzelliklerden camilerin girişe göre mihrabın sağ tarafında güzel işlemelerle yükselen merdivenleri ile son olarak tepesindeki âlemi ile minberin duruşu ve orada hatibin hutbe icra etmesi de İslamiyet’in ve camilerimizin, cemaatin birer güzellik aynasıdır.
İç çizim ve tasarımlarına bakıyorum oraları da bir harika. Hani bir söz vardır eskilerden: Yılana da yavrusu güzelmiş. Tabiî ki bu camilerimiz ve temizliği güzelliği ayrı bir şevk veriyor.
Yalnız biraz üzüntüm var, nedense bazı konularda. Bu ibadethaneleri yaparken gösterdiğimiz cömertliği ne yazık ki içini doldurmakta göstermiyoruz beni üzen bu işte.
Camiye girince zamanın verdiği çeşit ve icatlardan olsa gerek o caminin her kümbetine birer ya Allah’ın lafzı ya Ayetel-Kürsi ya Nebe (amme) suresi ya da Mülk (tebareke) suresi
Ya da Kur’anın bazı ayetlerinden alıntı yazılar. Orta kümbetin tam zirvesinde Ayetel-Kürsi orta kuşaklarda Allah’ın güzel isimleri Esma-ül Hüsna ve İhlas Suresi nakış nakış işlenmiş. Camii mihrabının üzerinde ya Bakara suresinden namazın şartlarından birisi olan “kıbleye yönelme”yi hatırlatan; “Ey Muhammed! Yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir” anlamındaki, “Fevelli vecheke şatral-Mescidi’l-Haram”ya da Al-i İmran suresinden “Rabbi onu, güzel bir şekilde kabul etti ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Onu Zekeriyya’nın himayesine bıraktı. Zekeriyya Meryem’in bulunduğu mihrâba her girdiğinde onun yanında yiyecek, rızık buldu. Mealindeki “Küllemâ dehule aleyhâ Zekeriya El Mihrabe” yazıları ve güzel tabelalara Allah ı zülcelalin ismi şerifi peygamberimizin ve dört halifenin ve daha Hasan ile Hüseyin efendilerimizin ismi şerifleri ve hatta aşere i mübeşşerenin (cennetle müjdelenen sahabeler) isimleri Müslümanlara büyük bir huzur veriyor. Hele o pencere ve cami içersindeki kuşaklara yapılmış güzel desenli iç açıcı boyalı güzellikler birer harika.
Camilerin dış kümbetleri de orta kümbet ve yanlardan görünen o küçüklü yarımlı bütünlü sütunlarda bir İslam harikası. Hele bu güzel mabetlerin yanlarında bulunan ve adeta başı göklere erecekmiş gibi uzanan tepesinde ay yıldızlı hilal ile ayrı bir güzellik veren ama ne yazık ki artık fen çoğalınca şerefelerinde müezzinlerin çıkıp ezan okumadıkları ver dönüş kuşağında birer ucube hoparlörlerin bulunduğu o güzel minarelerimiz.
Biraz daha sitem edeyim günümüz insanına… Cemaatle namaza zaten az rağbet ediyor insanlarımız. Oysa ne kadar büyük derecesi var (tek kınlan namazdan 27 derece daha sevabı fazla derdi hocalarımız) bunların da bilincindeyiz. Camide namazı eda ettikten sonra duayı yapmadan hemen çıkıp gidiyoruz. Oysa sevabını almalıyız çok zaruri bir işimiz yoksa, topluca imamın yaptığı duaya amin demeliyiz.
Eskiden okuduğum bazı güzel cümleleri hatırlıyorum da. “Salihler camiye girince denizde balık gibidir. Fasıklar camiye girince kafeste kuş gibidir” derlerdi.
Ne güzel tespit doğrusu. Bir cümle daha vardı aklımda yer eden. Bu dünyada bilgi sahibi olup alim olmak istersen, oku, dinle, sonrada al kalemi durma yaz. Dünyadan bihaber olup cahil kalayım istersen al kazmayı durma kaz diye. Ne güzel cümleler değil mi?
Esenlikle ve güzelliklerle kalınız. Buraya bir şiir ister değil mi?
CENNETİ BUL CENNETİ
Batsın bu dünyanın altın gümüşü
Ahir ette cenneti bul cenneti
Aldatmasın yalan dünyanın işi
Ahi rette cenneti bul cenneti
Bazısı zor girer cennet yoluna
Aldanır dünyanın şeker balına
Rabbim zulmeder mi yarattığına
Burada kazan cenneti bul cenneti
Bazıları doğru yolu şaşırır
Ahir eti omzundan aşırır
Gençliğinde çok fırsatlar kaçırır
Burada kazan cenneti bul cenneti
İstemem dünyanın tacı tahtını
Kimisi karartır kendi bahtını
Haram helal ayır dünya malını
Ahi rette cenneti bul cenneti
Namaz kıl oruç tut verelim zekât
Hak yolunda koşanlar buluyor takat
Kıyamet gününde zordur Arasat
Burada kazan orada bul cenneti
Doğru yoldur peygamberin sünneti
Suç işlemez ol habibin ümmeti
Şefaat et bizleri çevirme geri
Ona sarıl ki cenneti bul cenneti
Kıldan ince imiş sırat köprüsü
Uzun yoldan gelir cennet kokusu
Bu ümmete açık bütün kapısı
Layık olda cenneti bul cenneti
Her namaz kılarken geliyor ilham
Camilerde huzur bulurum inan
Hak cennet vaat etmiş kaçar mı insan
Hakka sarıl cenneti bul cenneti
Şair İsmail de arar cenneti
Zordur bu dünyanın işi mihneti
Çekmeyelim cemalinin hasreti
Burada kazan orada bul cenneti
24-07-2000
