03-Ağustos-2007
Efendim aşıklık bugün Ana dolumuzda maalesef yok denecek kadar azdır.Sebebini pek bilemiyorum ama buna halkın ilgisizliği, âşıklar a gereken değerin verilmeyişi olarak ta anlaşılabilir. Erzurum Erzincan Kars gibi daha birçok illerimizde âşıklar daha çok yetişiyor. Çünkü bu illerde âşıkların çalıp söyleye bilecekleri kahvehaneler ve bu mekânlarda bunları dinlemeye gelen meraklılar var. Bu işte bir arz talep meselesi olduğuna göre bunları dinleyen gençler heves edip çalıp söyleyerek âşıklık geleneğini idame ettiriyorlar. Bizim ana doluda bilhassa Konya mız da birçok âşık olmasına rağmen kendisini topluma tanıtamıyor toplum bunlara ilgi göstermiyor. Bilhassa Şunu belirtmekte yarar var sanırım. Öyle ki eskiden beri köylerde falan adam veya ben diye başlarlar. Efendim, beni gece götürdüler âşıklık şerbetini verdiler tam içecektim dökülüverdi veya az içerken elimden alıverdiler veya ağzını dokundururken uyanıvermiş falan kişi bir sürü dedi kodu işte adam eğer tam dolu badeyi içerse onun hakkından gelinmez önüne geçilmezmiş dağlara çıkar gidermiş. Beni de götürdüler ıssız ve susuz bir dağ başına ve bir maşrapa şerbeti sonuna kadar içirdiler. Ben dağa falan çıkıp gitmedim ama dağları da ovaları a çölleri de doğayı da çok severim mevsimlere göre dağa taşa ve ovaya doğaya şiir yazarım. İŞTE
Bahar geldi Arap atlar kişnedi
Gönlüm yine şu dağları istedi
Bu yıl dağlar bol kar ile beslendi
Çiğdeme nergise hasretim dağlar
Derim mevsimlere yaza güze kışa sevgi besler zamana göre içimden etsimi şiir yazarım bazen överim bazen eleştiririm iyiye iyi derim kötüye iyi demem. Hatır için başkasını övemem Yaratana Resulüne de şiir yazarım yaratılanı Yaratandan ötürü yunusun dediğince severim Bu içten gönülden gelen bir şeydir. Herkese, yaradan a, yaratılana, yeşile, suya, kar a, buluta, sise, buz a, güneşe, ay a, her şeye aşığım ben insanlığa yani size beni dinleyenlere beni sevenlere sevmeyenler aşığım.
Köyü Özlerim
Büyük kazanlarda pilav pişerdi
İçersinde nohut kişniş şişerdi
Kaşığımda bir parça et düşerdi
erik hoşafıyla bulgur pilavını özledim

Ekin tarlasındaki bakır ayran tasını
İçine kurumuş ekmeği doğramasını
On kişi ile birlikte kaşık sallamasını
Güneşin altında yanmasını özledim

Güzün dibeklerde bulgur döğmeyi
Taze ceviz ile üzümü birlikte yemeyi
Orakla ekin biçip eşekle deste çekmeyi
Kışın damdan kar kürümeyi de özledim

Kış gelmeden ormandan odun kesmeyi
Dağın eteğinden buz gibi sızan çeşmeyi
Eğilerek önündeki yalaktan suyunu içmeyi
Tozlu yollarda çarıkla yürümesini özledim

Yazın dağda davar ve sığır gütmeyi
Baharda kokan çiğdem nergis sökmeyi
Taze mantar bulup onu köze dürtmeyi
O dağlardaki mis gibi havaları özledim

Benim yazıdaki sözüm size kar etmez
İçimizde çoğumuz bunları pek bilmez
Yaşanmış anılar İsmail i hiç terk etmez
Gardaş ben eski sakin köy hayatını özledim
İsmail Desteli 4 8 2006

Kategori: Şiirlerim  Yorum Yazın
Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Siz de yorum bırakabilir ya da kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
Yorum Yapın

XHTML: Şu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>