Bir zamanlar bir şehirde karşılıklı iki tekke varmış birinin üç mürşidi varmış sadece onlar gelirmiş biriside akşam sabah insanlarla dolar taşarmış. Bir gün müridi az olan tekkenin nalıncısı t yani (temizlikçisi) şöyle hüzünlenmiş elini yüzüne koymuş düşünürken tekkenin şeyhi gelmiş ve adamın hüzünlü halini görünce sormuş. Neden hüzünlüsün şeyhim şu karşı tekkeye bak insanlar dolup taşıyor bir güzellik var. Bize ise üç kişi geliyor onun için hüzünleniyorum der. şey ona sen fazla adam mı istiyorsun deyince eyi olur demiş şeyh kalk düş arkama demiş bir kalabalık pazaryerine varmışlar şeyh yüksek bir yere çıkmış. Oradan uçup giden bir kuşa seslenmiş ey kuş buraya gel demiş kuş gelmiş kuşun boğazını cart diye koparan şeyh hadi kum bi iznillah yani uç demiş kuş uçup gitmiş bundan sonra neler olmuş gelin ozan İsmail in hicveden şiirinden dinleyelim

Bir zamanlar bir şehirde karşılıklı iki tekke varmış
Biri sine üç beş kişi gelir birisi de dolar taşarmış

Böyle günler geçerken o tekkenin takunyacısı
Bize az adam geliyor diye çökmüş içine acısı

Elini yüzüne koymuşta çok müritler düşlerken
Şeyhinin yanına geldiğini fark edememiş birden

Şeyhi şöyle nazik ce uyarmış kendisini
Soruvermiş nalıncıya acısını ve derdini

Şeyhim ben çok üzgünüm isterim çok adam görmek
Tekkeye dolup taşan insanlara burada hizmet etmek

Diyerek belli etmiş üzüntüsünü şeyhine
Şeyhi de razı olmuş tabi onun isteklerine

Demek sen bu tekkeye çok insan gelsin mi dersin
Yorulmadan bıkmadan hizmet etmek istersin

Evet deyince nalıncıya haydi der düş peşime
Varırlar ikisi birden kalabalık bir pazaryerine

Şeyh efendi şöyle yüksek çe bir yere çıkmış
Sarıklı ve cübbeli olunca halkın dikkatini çekmiş

Emretmiş oradan şeyh havada uçmakta olan kuşa
Hemen şeyhe gelivermiş kuş cağız uça uça

Kuşun kafasını koparmış fırlatıp atmış havaya
Kuşun kafası kopuk başlamış hemen uçmaya

Şeyh kuşa kum bi iznillah hadi artık uç demiş
Kuş havalanıp uçmuş bir daha geri dönmemiş

Sormuş halk nalıncı ye acaba bu neyin nesi
Demiş ki falan yerde bir büyük tekkenin şeyhi

Bunu işiten halk oraya akın akın koşmuşlar
O şeyhin tekkesini bir anda doldurmuşlar

Günler aylar geçtik çe o tekke insanlarla dolmuş
Bizim hevesli nalıncı da bir haylice yorulmuş

Biraz zaman bulunca kenarda uzanmış yatmış
Şey karşısına gelmişte şöyle yüzüne bakmış

Ne oldu ey müridim çok yorgun görünürsün
Tekke dolup taşıyor bak onamı üzülürsün

Deyince bizim nalıncı hakikati söylemiş
Çok fazla yorulduğunu şeyhine ikrar etmiş

Şey demiş nalıncıya kâğıt ve teneke kutu topla
Getir de onları doldur şu benim şalvarıma

Aman hocam ne olur sen benim işime bakma
Şeyh durumu izah etmiş sana bir şey yok korkma

Nalıncı gitmiş sokaktan karton şeyler getirmiş
Şeyh efendinin şalvarına güzelce yerleştirmiş

Öğle olmuş müritler hep gelip toplanmışlar
Şey namaz kıldıran şeyhte başlamış cartlar curtlar

Çıkmışlar dışarıya cemaat birbirine bakarak
Başlarlar dedikoduya fiskos fiskos yaparak

Ülen derler nasıl şeyh bu arada kaçırıyor
Namaza da saygısı yok durmadan osuruyor

Deyince hepside birden o tekkeden dağılır
Bir iki gün içinde yine eski müritleri kalır

Nalıncıya sorar şeyh ne oldu onca insana der
Görünüşlere aldanma içinde bir şey yoksa eğer

Bu işler böyle müridim cartıla gelen curtula gider
Sen bunlara sahip ol o üç beş can bize yeter

OZAN İsmail derki canlar gönülden bağlanalım
İçerdeki cevhere bakalım, görünüşe aldanmayalım

Müridin kalp güzelliği yüzünde nur olur parlar
O yüze yansıyan nuru kalp gözü açık olan anlar
7 KASIM 2004 EV İsmail Detseli

Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Sona gidip yorum yazabilirsiniz. Pingleme kapalı.
Yorum Yapın

XHTML: Şu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>