Değerli okurlarım, bugün öyle huzurluyum, öyle mutluyum ki gönlümde bir sevinç, ruhumda bir ferahlık, vücudumda bir zindelik var ve bunun tarifi mümkün değil. Bu neyin huzuru ve mutluluğu diyeceksiniz. Bakın anlatayım da siz de mutlu olun. Ana, baba, akraba, eş dost ve hasta ziyaretleri dini bir sorumluluk olduğu kadar Anadolu insanının da geleneklerindendir.
Geçen Cumartesi günü için arkadaşım ve köylüm olan Okumaya Devam >>
Kazak Erkekliğin Sonu
Atan inme duttan in!
Gelin kaynana geçimsizliklerinin cezasını genelde kadının oğlu gelinin de kocası olan erkek çeker. Gelin kaynana evde kavga eder. Oğlan gelince Okumaya Devam >>
Günlerden 18 Şubat Cumartesi. Bugün maaş alma günüm. Kart ile aldığım için mesai gününü beklemiyorum. Mahallenin dolmuşunu bekledim durakta. Geldi, bindim, oldukça kalabalıktı. Oturaklar dolu, ayakta da birkaç kişi var. Ben biraz yaşça geçkin olunca şoför hem müşteriyi uyarmak, hem de bana ikram için “amca arka oturakta yer var” dedi. Ben o tarafa yürüdüm, adam çocuğunu kucağına aldı, ama yine bir kişinin daha oturacağı kadar yer yoktu. Arka koltuğun sağında oturmuş elindeki tespihi sallayarak Okumaya Devam >>
Konyalı ne kadar mütevazı davranır, ne kadar gelenlere yüz verirse o kadar ceza çekiyor. Yukarıdaki başlık bazılarının yanlış hareketleri üzerine dilimize yerleşmiş olan bir deyimdir. Bunun değişik söylenişleri de vardır. Bunlardan bir kaçı da şöyledir: Yüz verirsen deliye gelir eder halıya, yüz versen elli daha ister, yüzünü buldu astarını arar. Şimdi sözü şuraya getirmek istiyorum. Konya’nın kaderi midir yoksa Konya üzerinde oynanan bir oyun mudur, bilinmez. Her zaman bu şehrin dokusuyla uğraşan birileri mutlaka çıkıyor. Haftaya damgasını Okumaya Devam >>