Sene 1952 veya 53 sanırım bizim köyün muhtarlığında bir telefon odası var. Odanın temizlikçisi okuma yazması olmayan Mehmet Emmi eline bir şeyi alır kulağına dayar. Eliyle bir kolu şakır şakır çevirir, sesinin çıktığı kadar bağırır, “Aloooooo Hatunsaray çık aradan bana candarmayı bağla gilissanın muhtarı görüşecek” derdi… İki çocuk bir kenarda korku ile dinleriz, birbirimize sessizce bakarız. Adam “korkmayın çocuklar buna telefon derler” der. Ta o zaman köyümüzün Okumaya Devam >>
» Ocak 2006 « tarihli arşiv
Bol karlı kışın bereketli yazı olurdu
Sakın haaa, karışmayın yüce Allah’ın işine
Mecbur eder sonra sizi böcü börtü yemeye
Okumaya Devam >>
İtimat güven dostluk artık menfaat tekelinde
Nedense birimizin eli diğerimizin cebinde
“Miskin gezen avcının ayağına av kendisi dolaşır” derler. Benim de öyle oluyor şimdi.
Emekliliğin bu iyiliği var, dostlar. Çarşıya her inişimde birkaç değerli Okumaya Devam >>
Bundan 40–45 yıl önce bir yazı okumuştum derginin birinde. İzmir treni Konya istikametinde gelirken, trenin tuvaleti içinde bir kadın var iken kapı kilitlenmiş. Kadının kocası da koridorda. Afyon’a kadar zar zor gelinmiş kış gününde donmadan. Kocası isyan ediyor, yapacağı bir şey yok. Afyon’a gelinir. Afyon’da gece araya araya bir ihtiyar çilingir bulunur. Şükür, yoğu daha kötü. Adam elinde iki külçe anahtarla gelmiş bütün denemeler boşa gitmiş. Adam, kendi çilingirlik yöntemi ile kapıyı bir iki Okumaya Devam >>
Efendim bu kuş gribi hakkında hiç yazı yazmayı düşünmemiştim ama ne yazık ki ben de bu hastalığa yenik düştüm maalesef. Akşam TV kanallarını gezerken 15 kanalda gezindi isem en az 10 tanesinde bundan bahis ediliyordu. Bu kadarı da fazla diyerek ben de kaleme sarıldım. Beyler yazık oluyor, ülke ekonomisine büyük darbe vuruyoruz. Bu bir komplo mudur, birilerinin oyunu mudur? Anlamak mümkün değil. Çarşıda birkaç kişi bir dostun dükkânında Okumaya Devam >>
